Cuma, Kasım 12, 2008 · Kategori: Edebiyat



RAHATI  KAÇAN  AĞAÇ

Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Allah'ın  işine bakın

Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi,rüzgarı,karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı

Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o zaman seyredin

Melih Cevdet Anday

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Lütfen Yorum yaz!

Perşembe, Haziran 17, 2008 · Kategori: Edebiyat

TERS YÜZ EDİLEN

Ne gözlerindeki çöl yalnızlığı
Ne de yüreğindeki sönmüş volkan
Büsbütün kopmuş sayılır yaşamaktan

Şüphesiz eskil bir fresk kadar
Alışkın değilsindir bekleyişlere
Ama suskunsun bir sfenks kadar

Susmak birşeylerin anlatımıysa
Şüphsiz en anlamlı şeydir susmak

Uzak dağ yalnızlığını anlatmak
Ürpertse de bir şairi her zaman
Aslolan tek şey yaşamak

İnanın en görkemli yanı
Yaşamak ve susmak belki
İkiside sevgiler kadar anlamlı

Susmak birşeylerin anlatımıysa
Şüphesiz en iyi anlatıcıdır doğa 

Ahmet TELLİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Lütfen Yorum yaz!

Pazar, Haziran 13, 2008 · Kategori: fotograf




        Hayatın güzelliğini yansıtmaya çalıştım ,çektiğim bu fotoğrafla...Umarım beğenirsiniz  dostlar , Hüsnaca...
         Şimdiye kadar siteme uğramış ve iyi dileklerde bulunmuş, yürekleri kadar  güzel olan dostlara, şu mübarek cuma günlerimin hayırlı geçmesi için dua eden tüm kardeşlerime sonsuz teşekkürler hepinize selam olsun.........

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Lütfen Yorum yaz!

Cuma, Nisan 16, 2008 · Kategori: filmler

 

 

Hayatımda seyrettiğim en güzel çizgi film.Eğer birgün cd' sini bulursanız lütfen banada yerini söyleyin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Lütfen Yorum yaz!

Cuma, Nisan 9, 2008 · Kategori: Edebiyat

 

 

Çocuk ve Ağaç

Çocuk, çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!

Ağaç, çok sevdi çocuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!

Ve ona öptürmek için,
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!

Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!

Ve çocuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onunda
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!

 

Arif Nihat ASYA


Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Lütfen Yorum yaz!

Pazar, Nisan 4, 2008 · Kategori: fotograf

 

 

Çocuk Parkında çektiğim bir fotoğraf, arkadaşlık güzel şey...

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Lütfen Yorum yaz!

Cumartesi, Nisil 26, 2008 · Kategori: Edebiyat

            MERDİVEN

 


Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

Ahmet HAŞİM

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Lütfen Yorum yaz!

Cumartesi, Nisil 19, 2008 · Kategori: Edebiyat

 

 

Bursa'da Zaman

Bursa’da bir eski cami avlusu
Küçük şadirvanda şakirdayan su,
Orhan zamanindan kalma bir duvar,
Onunla bir yaşta ihtiyar çinar,
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rü’yadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden
Sanki bir hatıra serinliğinden:
Ovanın yeşili, göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi.
Bir zafer müjdesi burda her isim,
Yekpare bir anda gün, saat, mevsim,
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın,
Hala bu taşlarda gülen rü’yanın.
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bu eski zaman vehmiyle...
Gümüşlü: Bir fecrin zafer aynası,
Muradiye: Sabrın acı meyvası,
Ömrümün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camiler, eski bahçeler,
Şanlı menkıbesi binlerce erin,
Sesi arşa çıkan hengamelerin
Nakleder yadını gelen geçene.
Bu hayalde uyur Bursa her gece
Her sabah onunla uyanır, güler,
Gümüş aydınlıkta serviler, güller,
Serin hulyasiyle bahçelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billur bir avize Bursa’da zaman.
Yeşil Türbe’sini gezdik dün akşam
Duyduk bir musiki gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur’an sesini
Fetih günlerinin saf neşesini
Aydinlanmiş buldum tebessümünle.
Isterdim bu eski yerde seninle
Baş başa uyumak son uykumuzu
Bu hayal içinde... Ve ufkumuzu
Çepeçevre kaplasin bu ziya, bu renk,
Havayi dolduran bu uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm, bu tilsimli ebediyette
Belki de rüyasi eski cedlerin
Beyaz bahçesinde su seslerinin.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Lütfen Yorum yaz!

Pazartesi, Nisil 7, 2008 · Kategori: Edebiyat

 

ALTIN ÇAĞ

 

 

Mutlu bir altın çağ olduysa eskiden

Niçin bir kez daha olmasın?

Herşey dönüp dolaşıp

Gelmiyor mu eski yerine?

Düşündüğüm , öğütlediğim gibi benim

Paylaşsaydı insanlar

Yararları, mutluluğu ve ahlakı

Cennet olurdu dünya...

Uyanık,temiz sevgiler gelirdi diyorum

Azgın,kör sevgiler yerine

Yalan dolan,bilgisizlik yerine

Gerçek bilgi gelirdi

Ve kardeşlik zorbalığın yerine

 

CAMPANELLA

 

Dünyanın bütün kitapları doyuramaz kafamın açlığını.Neler neler okumadım! Ama yine de kafamın açlığından ölüyorum... Anlayışım arttıkça , bilgim eksiliyor.

                                                  CAMPANELLA

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Lütfen Yorum yaz!

Cuma, Nisil 4, 2008 ·

 

 

...Yaşama sevincimiz ''çıkarcılık''la kirletiliyor.Dünya herkesin kendi çıkarının peşinde koştuğu bir yaşama kavgasıyla kirletiliyor.

...Düşüncelerimiz şartlandırmalarla,baskılarla kirletiliyor.

...Duygularımız önyargılarla,baskılarla,korkularla kirletiliyor.Günümüz insanı duygusal davranmakla aşağılanıyor.

...Umutlarımız umutsuzlukla kirletiliyor. Umut hergün hırpalanıyor,horlanıyor,aşağılanıyor.

...Mutluluk yasaklarla ,tabularla,suşlulukla kirletiliyor.Mutsuzluk yaygınlaştırılıyor,yerleştiriliyor.

 

...Bugün bize birşeylere sahip olarak mutlu olacağımız öğretiliyor.Birşeylere sahip olmadığımız zaman hiçbirşeyimiz olmayacağıyla korkutuluyoruz.Toplum içindeki güvensizliğimiz karşımıza dikiliyor,kendimizi koruma duygumuz sömürülüyor,birşeylere sahip olmaya güdüleniyoruz.Bu sahip olma güdüsü yaşamımızın temel itkisi kılınıyor.Giderek sahip olacağımız her şeye ulaşmak için yaşamamız öğretiliyor.Sahip olmak yaşamanın amacı oluyor.İnsanlar sahip oldukları şeylerle değer kazanıyor.Çok şeye sahip olmadığımız zaman değersiz olduğumuz öğretiliyor.Varoluşumuz, toplumsal kimliğimiz, bireysel kimliğimiz sahip olduğumuz şeylerle özdeşleşiyor.Varoluşumuz da şeyleşiyor. Şey bu durumda geldiği zaman amacımız oluyor.

 

...Birlikteliklerimizi birbirine yük olarak değil, birbirine güç olarak kurmayı öğreneceğiz.Birbirimizden yükümlülükler değil, sevgi bekleyeceğiz.Birbirimize sıkıntı değil, sevgi vereceğiz.

...Birbirini tamamlamak, eksiklerini birisinde tamamlamak zorunda olan insanların değil, kendi başına da eksik olmayan insanların birlikteliğinde zenginleşen bir hayat demektir.Eksiğini birisinde tamamlamak isteyen insanın bulacağı mutluluk değil bağımlılıktır. Hiç unutmayalım ki, mutluluğa yakın insanlar, gerçekte özgür ve bağımsız kişilikte olanlardır.

...Bencil bir insanın sevgi dediği, kendisi bir şey vermeden aldığı duygulardır, kendi eksikliğini tamamlamaya yönelik bir katkı, bir dolgu. Böyle birisi seviyorum dediği zaman bu senin beni sevmeni seviyorum demektir. Sürekli almaya ve alışla kendisinin hiç doymayacak olan eksikliğini tamamlamaya yöneliktir.Bencilliğin temelinde de ne yazık ki yoksunluk vardır. Bencil insan, aslında en yoksun insandır. Sürekli olarak almaya çalışarak hiçbir zaman tamamlayamayacağı yoksunluğunu gidermeye çalışmaktadır.

 

...Şimdi ayrılıyoruz.Birlikte güzel şeyler yaşadık, birlikte çok anlamlı şeyler yaşadık. Birlikteliğimiz bize çok güzel şeyler verdi. Böyle olmasını istemesekte, artık birbirimizi üzmemeliyiz. Ayrılmak, ayrıldıktan sonra da yaşanan güzellikleri korumak belki de birlikte kötü şeyler yaşamaktan çok daha doğru. Şimdi bize düşen bu doğrulara birlikte sahip çıkmak. Zamanında da birlikte karar vermiştik, şimdi de birlikte karar veriyoruz.Bana verdiğin güzel şeyler için sana çok şey borçluyum, bunu hep hatırlamak istiyorum.

 

 

ERDAL ATABEK'in ''Kırmızı Işıkta Yürümek'' adlı kitabından sevdiğim inciler.....

Yorum (2) Lütfen Yorum yaz!

« Önceki sayfalara lütfen bak ::